Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, Erbil’de Orta Doğu Araştırma Enstitüsü (MERI) tarafından düzenlenen MERI Forumu’nda “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sürecin yavaş ilerlediği yönündeki eleştirilere yanıt veren Barzani, 40 yıllık çatışma döneminin bir günde geride bırakılamayacağını söyledi. Barzani, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hastanede olduğu dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede geçen diyaloğu da ilk kez kamuoyuyla paylaştı.
Türkiye’deki sürecin ciddi biçimde ilerlediğini belirten Barzani, son iki yılda çatışma yaşanmamasını ve can kayıplarının önüne geçilmesini önemli bir kazanım olarak nitelendirdi. Atılan adımların arzu edilen hızda olmayabileceğini ifade eden Barzani, buna karşın sürecin doğru bir istikamette ilerlediğini dile getirdi. Barzani, “Kırk yıllık bir sorun, kırk yıllık çatışma, kırk yıl birbirini yok sayma, kırk yıl inkar etme, kırk yıl boyunca bir millete ‘sen yoksun’ demek… Bu birikimin tüm sorunlarını bir gecede, bir günde çözmeyi bekleyemezsiniz” ifadelerini kullandı.
“ERDOĞAN’IN CİDDİYETİNİ GÖRDÜM”
Sürecin ciddiyetine ilişkin başlangıçta soru işaretleri taşıdığını anlatan Barzani, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı yüz yüze görüşmelerin ardından bu konudaki kanaatinin netleştiğini belirtti. Barzani, “Şahsen Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olan görüşmelerimde kendileriyle bizzat toplantı yapana kadar konunun ciddi olup olmadığını tam olarak anlayamıyordum. Fakat hakikaten son iki yılda Cumhurbaşkanı Erdoğan’da gördüğüm kadarıyla bu süreç son derece ciddi bir süreçtir” dedi. İmralı’dan edindiği bilgiler ve DEM Parti’nin sürece yaklaşımının da bu kanaatini güçlendirdiğini belirten Barzani, sürecin başarıya ulaşmasının Türkiye’yi farklı bir aşamaya taşıyacağını ve ülkenin tamamının yararına olacağını savundu.
BAHÇELİ HASTANEDEYKEN ERDOĞAN’A NE DEDİ
Barzani, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmelerden birinde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin rahatsızlığı sırasında yaşanan diyaloğu da anlattı.
Barzani, Erdoğan’a, “Sayın Cumhurbaşkanı, dünya çok değişti” dediğini, Erdoğan’ın ise “Ne değişti?” diye sorduğunu aktardı. Bunun üzerine Barzani, “Düşünebiliyor musunuz, biz Kürtler, Bahçeli hastanedeyken, şimdi ‘Bahçeli’nin sağlığı düzelsin’ diye dua ediyoruz” ifadelerini kullandığını söyledi. Barzani, bu diyaloğu Türkiye’de yaşanan değişimin ve Kürt meselesinin çözümüne yönelik sürece duydukları ciddiyetin göstergesi olarak değerlendirdi.
“ERDOĞAN NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ’NÜ HAK EDER”
Türkiye’de Kürt meselesinin çözülmesinin önemine de değinen Barzani, sürecin başarıya ulaşması durumunda bunun Türkiye açısından büyük bir değişim anlamına geleceğini ifade etti.
Barzani’den Nobel’i geçtiğimiz yıldan beri çok isteyen ve hak ettiğini düşünen ABD Başkanı Donald Trump’ı sinirlendirecek bir açıklama da geldi. Barzani, “Türkiye’de Kürt meselesini çözen kişi Nobel Barış Ödülü’nü hak eder. Bu da birinci derecede Erdoğan için geçerlidir” dedi.
TAHRAN-WASHINGTON HATTINDA ARABULUCULUK AÇIKLAMASI
Barzani’ye söyleşide Axios internet sitesinde yayımlanan ve kendisinin Tahran ile Washington arasında arabuluculuk yaptığına ilişkin haber de soruldu.
Diplomaside farklı kanallar üzerinden temasların yürütülebileceğini belirten Barzani, söz konusu haberde aktarılanların büyük ölçüde doğru olduğunu söyledi. Barzani, “Boyumuzu aşan sözler söylemek istemeyiz ancak biz bu rolü üstlendik ve bu görevi yerine getirdik” ifadelerini kullandı. Washington yönetiminin girişimi memnuniyet ve takdirle karşıladığını belirten Barzani, İran makamlarının da bu girişime olumlu karşılık verdiğini kaydetti.
SALONU GEREN SORU
Barzani söyleşide ‘Sürecin başarısız olması kimin çıkarınadır? Kim bunu rayından çıkarabilir, kim bozabilir?” sorusuna ise sinirlendi ve şu ifadeleri kullandı:
“Çok utandırıcı bir soru! İmkan varsa bu konuyu kapatalım; ancak önemli olan hepimizin bu sürecin başarıya ulaşmasına bağlı kalması, destek olması ve bu sürecin başarıya ulaşmasını istemeyen o ellere (odaklara) fırsat vermemesidir. Bu sürecin başarıya ulaşmasını istemeyenler; Kürtlerin hasımlarıdır, Türkiye’nin bizzat kendi hasımlarıdır, istemeyenler onlardır”